MONA LİSA'SIZ DA VİNCİ - BODRUM KAPAK HABER

MONA LİSA'SIZ DA VİNCİ

557 kez okundu
Göknur Gürcan

Bu yıl Leonardo da Vinci'nin 500. ölüm yıl dönümü. İtalya, tüm yıl Vinci'li Leonardo'yu anıyor. Küçük bir kasaba olan Vinci'de, yasak sayılabilecek bir ilişkinin meyvesi olarak dünyaya gelen saygın bir noterin oğluydu Leonardo. Annesinin fakir bir ailenin kızı olduğunu biliyoruz. İlişkiye yasak sayılabilecek dememizin nedeni de bu. Saygın bir erkek ile fakir bir kadının birlikteliği.

 

Leonardo'nun yalnızca içinde bulunmadığı, yükselmesine de katkı sunduğu çağ olan Rönesans, özel yaşam açısından, günümüzden görece daha özgürlükçü sayılabilir. Fakat evlilik dışı dünyaya gelişi, okul ve eğitim konusunda Leonardo'yu zorlamıştı. Belli bir yaşa kadar dedesinin çiftliğinde, taşra eğitimi aldı. O dönemde, özellikle doğaya meraklı olan amcasından çok şey öğrendi. Biraz daha büyüdüğünde ise babası, nüfuzunu kullanarak, ona büyük usta Veroccio'nun atölyesinde çıraklık ayarladı. Çünkü o dönemde sanat, atölyelerde usta çırak ilişkisiyle öğretiliyordu. Sonrası ise Leonardo'nun merakıyla birleştirdiği kabiliyetinin getirdiği olağanüstülük.

 

Leonardo'nun bıraktığı defterlerin bir kısmı kayıp. Fakat günümüze ulaşanlarda hatırı sayılır bilgiler mevcut. Öğrenildiğine göre, anne hasreti çekmiş biri. Babasıyla ise arası pek iyi olmamış. Aile hayatı, hayal kırıklıkları ile doluymuş yani. Bebekken annesinden koparılmış. Bir süre aynı köyde yaşadıkları için muhtemelen uzaktan da olsa birbirlerini görmüşler ama görüşmeleri istenmiyormuş.

 

Çizimleri, resimleri ve icatları gibi, giyimi kuşamı da farklı olan sanatçı, yaşadığı dönemde göze batan, meşhur biriymiş. Büyük hayranları olduğu kadar ondan haz etmeyenlerin sayısı da az değilmiş. Çünkü bildiğini okur, siparişlerini zamanında yetiştirmez ve sürekli denemeler yaptığı için riskler alırmış. Başladığı işleri yarım bırakmak gibi bir huya da sahipmiş. Bu olumsuz görünen yanlar, sıradan bir insanı yerin dibine sokacak özellikler olmasına rağmen, Leonardo da Vinci için, dehanın silik gölgeleri olarak kalmış.

 

İsimleri başarı ve zekayı temsil eden insanlar için kurduğumuz bu yoksunluk cümleleri, bize basit geliyor olabilir. Onların bunlara pek önem vermediğini de düşünüyor olabiliriz. Fakat Leonardo, duygularla sarmalanmış bir sanatçı ve bilim insanıydı. Sipariş üzerine resim yapmayı, silah tasarlamak ve askeri stratejiler geliştirmek kadar çok sevmiyordu. Silah tasarlasa da öldürme fikri hoşuna gitmiyordu. Dönemdeki savaş ve fetihler yüzünden şehir savunması yapma gerekliliği duyuyordu. Et yemiyordu. Yokluk çekmemişti fakat çok da bolluk içinde değildi. Hep çalıştı. Yaşamının sonlarına doğru biraz rahat sayılırdı ama fikirlerinin çalınacağı düşüncesi onu hep meşgul etmişti. O yüzden notları ancak bir ayna yardımıyla okunabiliyor. Bir insanın çağdaşları ya da akranları tarafından anlaşılamaması nahoş bir durum. Leonardo'nun çoğu fikri kabul görmüştü ama çoğu da anlaşılamamıştı.

 

Bir film kahramanının da dediği gibi "Hiçbir şey ölmez,  yalnızca başka bir şeye dönüşür". (Fizik pek duygusal olmadığı için, kahramanın cümlesini seçtim). Leonardo da Vinci, yaşarken de çok saygın biriydi.  Fakat öldükten sonra ve teknoloji geliştikçe değeri daha çok anlaşıldı. O yüzden hak ettiği özeni katlayarak koruyor.

 

(Bodrum'da Italya'daki belediyelerle işbirliği de yaparak bir Leonardo etkinliği düzenlemenin iyi olduğunu düşündüm ama maalesef bu gerçekleşmedi. O yüzden buradan başladım. Leonardo'yu 500. ölüm yılında yavaş yavaş bu köşeden analım istedim. Dolayısıyla devamı gelecek.)

5.9.2019

Göknur Gürcan


Haber Ara

© 2019 bodrumkapak.com - Her Hakkı Saklıdır.

Cevat Şakir Cad. No:106/3 2.Kat Bodrum-Muğla
0252 316 04 03 / bodrumkapak@gmail.com