"Ateşin üzerinde yürümeyi tercih edenler" - BODRUM KAPAK HABER

"Ateşin üzerinde yürümeyi tercih edenler"

11274 kez okundu
Aydın Öncel

Muğla da CHP içinde kimseye boyun eğmesini beklemeyeceğiniz üç CHP'li söyleyin desek,

**Musa Gökbel, **Hüseyin Anıl, **Emrah Doğu, dediğinizi duyar gibiyim. (Ben biliyorum ki,siyaseti onur boyutundan ödün vermeyecek çok sayıda ağabeyim,arkadaşım ve kardeşimi tanırım onlar,makalemin kurgusu nedeniyle kusura bakmayacaklardır.) Bu üç ismin, Muğlanın hangi ilçesinden olduğunun hiç önemi yok. Benim için önemli olan Muğla siyasetine kattıkları değerler ve CHP'nin genç siyaset dokusuna bırakacakları örnek siyasetçi davranışlarıdır. Üçü'de farklı karekter. On'lar,ateşin üstünde yürümeyi tercih eden ve Muğla da CHP'nin yakın geçmişine damgasını vurmuş üç insan. Burada ki muradım şudur.Bu 3 insan,partinin öz çocuğudur. Birisi orta yaşa yaklaşırken,diğer ikisi olgun dönemlerini yaşayan 3 insan. Bu üç insanın ortak özelliği,birbirlerinden farklı yorumları olsa da C.H.P'nin ilkelerini sonuna kadar,tavizsiz ölümüne savunan partililer,hatalarıyla sevaplarıyla,Muğla siyasetine damgalarını vurmuş saygın insanlardır.

Sevenleri de vardır,sevmeyenleri de.!

Biliriz ki,sevenleri de sevmeyenleri de onlara saygı duyarlar.

Yıllarını C.H.P'ye ve siyasete veren 3 insanın siyaset anlayışlarında,kendilerine dönük "bireysel çıkar" hiç olmadı.

Partilerine hep verdiler.Partilerinden ekonomik talepleri hiç olmadı. Onları destekleseniz de,desteklemeseniz de şüphe duymadınız. O yüzden onlar hep sorguladılar. Gri olmayı reddettiler,ya siyah bildiniz ya da beyaz. Parti içinde hep "muhalif" duruşları oldu. Onlar hep "Ateşin üzerinde yürümeyi" tercih ettiler. Derdim onları size anlatmak değil,zaten tanıyorsunuz. Neden bu üç insanı yazıma konu ettim.! O'nu anlatmak istiyorum. Son yıllarda Muğla CHP'de yaşananlar,aklın alacağı bir çerçevede değil. Partinin geçmişinde yaşanmamış olaylar,tavır ve davranışlar inanılmaz biçimde partiyi ve partilileri boğmaya başladı. İl Başkanı ve yöneticileri,CHP örgütünün başı gibi değil,B.Ş.B.Başkanının memuru gibi davranarak siyaset karinesini yerle bir etti. Hele BŞB.Başkanının çalışmalarını eleştirenleri "hakaret ediyorlar" boyutuna taşıyarak önce disiplinle tehdit edip sonra disiplin kuruluna göndermek onların partiyi yönetme biçimi haline geldi. Özellikle Sayın Gürün'e yanıtlanması için,önce parti içinde sonra kamuoyunda soruları olan partililere dönük linç girişimi ve linç girişimini gerçekleştirenlerle ilgili başka soruları da gündeme taşıdı. Değerli okurlarım, 14 yaşından bu yana siyasetin içindeyim ve Muğla siyasetini çok yakından takip ederim. Özellikle son on yıldır bazı şeyler,CHP Muğla adına olağan üstü farklı gelişiyor. Siyaset argümanları ortadan kaldırılıyor. Siyaset argümanlarının olmazsa olmazı siyasi nezakettir. Özellikle 2011 yılına kadar partililer,CHP'nin herhangi bir kurumuna, İl ve İlçe Başkanlığı,Milletveklliği,Belediye Başkanlığı,Belediye Meclis Üyeliği ve il genel meclisi üyeliklerine aday olurlar,

Ön seçim süreçlerinde birbirlerine meydan okurlar,ne kadar güçlü olduklarını partililerine anlatırlar,sandığa girerler.O sandıktan bazen çıkarlar,bazen çıkmazlar. Süreç,çoğu zaman sert eleştiriler üzerine kurulur. İşler tamamlandığında herkes dostluğunu sürdürür,kimse kimsenin elini bırakmaz, farklı yorumları ayrılık nedeni saymazlardı. Ama yukarıda da belirttiğim gibi 10 yıldır durum çok farklı. Dışarıdan bir el CHP'ye dokunmuş ve kimliğini dönüştürmeye çalışıyor (muş) gibi. Dışarıdan bir el müdahil oluyor derken,"dışarıdan'ın birde içeriden'i" vardır. Yıllardır"Cemaat-Fetö"şüphesi CHP'lileri boğarken,bu şüphelerin olguya dönüştüğünü de görmeye de başladık. Sayın Gürün'e sorulan "Fetö" sorularının hiç biri yanıt bulmuş değil.

Soranların başına ne geldiği de belli.! Önseçimlerden,İlçe ve İl seçimlerine kadar müdahale eden Bir BŞB.Başkanı ve onun oluşturduğu,içinde CHP il ve bazı ilçe başkanlarının ve Belediye Başkanlarının da bulunduğu oligark tayfası. Ve korkuttukları partililer.! Ve,çıkarlarının peşindeki "partili sessizleştirilenler.." Ve onlardan korkmayan ve "Ateşin üzerinde yürüyen insanlar." Yukarıda 3 isimden bahsettim. O insanların sadece son sekiz yılını irdelersek,başlarına gelenlerle ilgili bir kapı aralamış oluruz.

Sevgili dostlarım,çayınızı,kahvenizi kapın gelin ve hep birlikte aralanmış o kapıdan birlikte bakalım.!

**Emrah DOĞU: Fethiye'nin geleneksel duruşunu temsil eder. Atatürk'e,CHP'nin tarihine bağlılığı,sadakat ve saygısı tartışılmaz bir insandır. Vatanı ve CHP'si onun vazgeçilmezidir. 2 dönem CHP ilçe Başkanlığı yaptığını hepiniz bilirsiniz. Partisi adına Fethiye de basmadık yer bırakmayan,oyunu arttıran CHP'nin başarılı bir başkanı ve köklü bir CHP'li ailenin çocuğudur. Amcası Tufan DOĞU 12 Eylül döneminin efsane CHP Muğla İl Başkanıdır. O dönemde halkı için Emniyet Müdürlüğü ve Jandarma Komutanlığının önünde beklediğini ve mahkeme kapılarında yattığını herkes bilir. Emrah,gözü kara bir yörük delikanlısıdır. Bugüne kadar sözünden döndüğü görülmemiştir. AKP ve Fetö'yle mücadelesini bilmeyen yoktur. 2011 yılında yapılan önseçimlerden 3.sırada çıkmış,ne var ki genel merkezin ünlü kontenjanına takıldığı için 4.sıraya gerilemiş ve milletvekili olamamıştı. 2 dönem göz göre göre milletvekilliği elinden adeta alınmış (!) bir yürek. Buraya kadar herşey normal görülebilir. Sevgili dostlar,14 yaşından bu yana Muğla siyasetinin içinde bulunan bir arkadaşınız olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim Muğla'yı en iyi gözlemleyen insanlardan biriyim. Öngörülerime,sezgilerime güvenirim ve "Emrah Doğu'nun milletvekilliği elinden alınmasaydı onun gibi mecliste 20 milletvekilimiz olsaydı meclis ne güzel olurdu." diye düşünenlerdenim.

Fetö'nün Muğla CHP ilişkilerini,Muğla B.Ş.Belediyesi olmadan önce de kızgınlıkla ve de kırgınlıkla izliyordum. İnanması zor gelen ilişkiler ağını kamuoyundan duydukça afaganlar basıyordu. Emrah Doğu,önce 2011 ön seçimlerinde,sonra 2015 ön seçimlerinde,Belediye Başkanlarının öncülüğündeki müdahale ekibinin doğrudan hedefi oldu. Delegeye yapılan onca baskıya rağmen,3.sıraya geldi ne varki,kontenjana takılarak 4.sıraya geriledi.

"Yeni CHP" söylemlerinin ayyuka çıktığı dönemlerde yaşandı bu gelişmeler. AKP'nin,Fetö'ye laf söyleyeni içeri salladığı dönemlerden bahsediyorum. Muğla Belediye Başkanının bunlarla yakın ilişkileri,ve Yeni CHP söylemlerinin biçimleme çalışmaları,hepsi o dönemlerdeydi. Bunları yan yana getirdiğinizde pazıl şekle giriyor. Emrah Doğu,hem FETÖ için,hem AKP için hem Yeni CHP kadroları açısından,hem de Muğla oligarşisi için tehlikeli bir CHP'lidir. Emrah Doğu ve onun gibilerin kellesi,Fetö'nün yayılma politikaları gereği alınmalıdır. Evet değerli dostlar,Osman Gürün ve onunla birlikte hareket edenlerin CHP'nin önseçimlerine,delege,il ve ilçe Başkanlığı seçimlerine müdahalesi,sadece Osman Gürün ve birlikte hareket edenlerinin koltuk garantisi mücadelesi olarak tarif edilemez.

Ben bu konuya çok yaklaştığımı hissediyorum. Ve tarihe bir çentik atıyor hepinizin bu konuyu takip etmenizi rica ediyor ve soruyorum

Emrah Doğu'nun katıldığı 2 önseçimde Fetö müdahalesi oldu mu.?

 

**Hüseyin ANIL: Öğretmen.Yaşamını halkın yanında siyasete adamış TÖB-DER içinde verdiği mücadeleden tanıdığımız bir Bodrum'lu. 12 Eylül döneminin işinden ettiği insanlarımızdan biri. 12 Eylülden sonra bir dönem kendisini manav Hüseyin Anıl olarak gördük. 2 dönem de SHP'nin Bodrum ilçe Başkanlığını yaptı. 1989 yılında,44 yıl sonra kazanılan Bodrum Belediye Başkanlığını kazanan ekibin kaptanıydı. Şu anda,matbaacılık ve gazetecilik yapıyor. Anlayacağınız,mücadele içinde geçen bir yaşam. Yakınlarda çok etkili olacağına inandığım ve editoryal anlamda katkı vermeye çalıştığım bir kitabı çıkacak. Kitabına hiç girmeyeceğim.Merakla ben de son halini bekliyorum. Değerli dostlarım;

Hüseyin ANIL yıllardır emek verdiği CHP'sinden ihraç edildi.

Gerekçesini bir çoğunuz biliyorsunuz. Ben,bilmeyenler için kısaca anlatayım. Gazeteci Hüseyin ANIL,Muğla B.Ş.Başkanı Sayın Osman GÜRÜN ve Milas Belediye Başkanı Muhammet TOKAT'ın Fetöcülerle olan bir takım ilişkilerini yakalamış ve onlara çeşitli sorular sormuştu. Ayrıca,CHP İl Başkanı Mürsel ALBAN'a,başta B.Ş.B ve diğer belediyelerle ve BŞB olmadan önceki Muğla Belediyesi ile yaptığı işlerle ilgili çeşitli soruları olmuştu.

Bu konuyu özellikle "etik" anlamda dile getirmişti. Bu sorulara yanıt vermek yerine,o'nu susturabilmek adına partiden ihraç etme yoluna girdiler. Kamuoyuna'da "Hüseyin ANIL milletvekilliğine aday oldu,seçilemeyince hezeyana başladı,kafayı yedi"gibi abuk bir cümleyi sufle ettiler.Tabi ki sayın Anıl'ı tanıyanlar güldüler.

Yukarıda Emrah DOĞU ile ilgili yazdığımı, şimdi de tekrar edeceğim. "Hüseyin ANIL milletvekili olsaydı onun gibi mecliste 20 milletvekilimiz olsaydı,meclis ne güzel olurdu."

Elinizi vicdanınıza koyun ve düşünün. Hüseyin ANIL,Yeni CHP'nin milletvekili olurmuydu.? Peki,sorgulayan bir Milletvekili Hüseyin ANIL'a Fetö yada Fetöcüler söz geçirebilir mi.? O Hüseyin Anıl,Fetöyle ilişkisini yakaladığı bir "sözde partili'nin" durumu nic'olurdu.? Muğla BŞB Başkanı ve Milas Belediye Başkanın Fetöyle ilişkisini o dönem de Milletvekili olarak belgelemiş olsaydı,durum nasıl olur du.? Mesela,Muğla BŞB.Başkanına;

*Zaman Gazetesine ilan vermenizin nedenini ve aracı olanlar varsa kimliklerini açıklarmısınız.?

*Yavuz KAYI kimdir.?Neden sizin Başkan Yardımcınız.? *Öğrencilere hizmet veren Muğla Belediyesi'nin Öğrenci Yurdunu neden kapattınız.? *Piri Reis(!) Fetö'ye mi ait.?Bu konuyu enine boyuna vatandaşa bir anlatmanız siyasi ve etik sorumluluğunuz değilmidir.?Ve onlarca soru.. ! Milas Belediye Başkanı'na;

*Zaman gazetesine verdiğiniz ilanın gerekçesini ve aracılar varsa kimliklerini açıklarmısınız.? *Erkan KARAASLAN kimdir.?

*Milasın stratejik planını,duyumlarımıza göre Fetönün Konya ve İç işleri Bakanlığı İmamı olduğu söylenen Erkan Karaaslan'a neden yaptırdınız.?

Bu konuyla ilgili o'na ne kadar para aktardınız.? *Neden senin çevrende hep bu Fetö İmamı var.? (Ve onlarca soru.)Kamuoyunda bunca şüphe,bunca konuşulan ve bunca soru varken neden bunlara yanıt vermiyor,ve insanları susturmaya çalışıyorsunuz.? Bu soruları gazeteci Hüseyi ANIL değil,Milletvekili Hüseyin ANIL sorsaydı, durumlar nic'olur du.? Evet;son 2 dönem milletvekillerimize baktığınızda bu soruları onlara ya da genel merkeze soracak milletvekilimiz var mı.? Var mı.?

Bu soruları ve diğer soruları Tolga Çandar yada bugünkü milletvekillerimiz sorabilirlermiydi.? Peki,Emrah Doğu ve Hüseyin ANIL bu soruları sorarmıydı.? Evet sorarlardı."Milletvekilliğim tehlikeye girer mi.?" diye hiç düşünmeden.! Hüseyin ANIL'ın da ön seçimlerde kesilmesinin en önemli nedenlerinden birisi budur bana göre.

Hüseyin ANIL zaptedilemez bir kimliktir.O'nu ancak ilkeleri zaptedebilir. Ben biliyorum ki Emrah DOĞU'da,Hüseyin ANIL'da önseçimlere müdahale ettirmez,bu absürt CHP'nin tarihsel kimliğine ve ilkelerine uymayan ilişkiler ağını yırtıp atarlardı. Hüseyin ANIL'ın Fetö için,Fetöcüler'le içli dışlı olanlar için çok önemli bir tehlike olduğunu ve önünün oligarg tayfası tarafından kesildiğine inanıyorum.

O'nun kitabını sabırsızlıkla bekliyorum. Ve soruyorum. *Hüseyin Anıl'ı partiden ihraç ettiniz.O'nun savlarının muhatapları Sayın Osman Gürün ve Sayın Muhammet Tokat'la ilgili kamuoyunda var olan ve kendilerine yöneltilen sorularla ilgili disiplin soruşturması açtınız mı.?Açmayı da düşünüyormusunuz.?

**Musa GÖKBEL:

O'nu hepiniz bilirsiniz.

1975'li yılların C.H.P'sinin efsane Bodrum ilçe başkanıdır. Bugün Bodrum gençliği CHP diyorsa;

O ve arkadaşlarının o dönemin gençleri üzerindeki etkisi emekleri sayesindedir. O her zaman,gençliğin ve halkın yanında açık tavır koymuş bir bilge partilidir. 12 Eylül döneminin ilçe başkanıdır ve sokağa çıkma yasağının olduğu dönemlerde,sıkıyönetimin aradığı gençlerin isimleri sokak aralarında emniyet güçlerince anons edilirken, gençliğin bütününe maddi manevi kol kanat germiş yürekli bir adamdır. Partiler kapatıldığında CHP'nin evraklarını ve anahtarlarını cunta'ya teslim etmeyen bir ilçe başkanıdır. Yasaklı bir siyasetçidir. O'nun yasaklara rağmen durdurulamayacağını herkes bilir. O yasağa rağmen SODEP'in kuruluş çalışmalarını örgütleyen bir yürektir. Cunta'nın koyduğu o yasak yine, 6.09.1987'deki referandumla halk tarafından kaldırılmıştır. Yasakların kaldırılmasından 2 ay sonra,29.11.1987 tarihinde yapılan erken genel seçimle Bodrum'dan,Muğla Milletvekili olarak TBMMye göndermiştik. Değerli dostlarım,

Bildiğiniz gibi Muğla,büyük şehir statüsüne alındığından bir süre sonra,Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday adaylığını ilk açıklayan Musa Gökbel'di. Ama bir koşulu vardı."Önseçim" olduğu takdirde.! Partisinin geçmişte ufak tefek "atama kazaları" olsada,ön seçim yapacağına yürekten inanıyordu. Musa Gökbel ve arkadaşları işin Ankara ayağını boş bırakmıyor,"önseçim" için genel merkeze bastırıyorlardı. Bunun sonucunda Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu en az 4 kez "Muğla'da önseçim olacak" sözü vermişti.

Genel Başkanın sözünden başka güvenilecek kaç tane insan vardı ki.!

Önseçim kararı alınıverse,o koca C.H.P'li,Muğla ilinde kimbilir kaçıncı kez,köy köy,belde belde,ilçe ilçe dolaşacak ve hiç eskimemiş dostlarıyla kucaklaşacak,dostluklarıyla buluşacaktı.

Musa Gökbel Muğla halkına,Muğla halkı da Musa Gökbel'e yabancı değildi.Birbirlerinin aldıkları nefesi bilirlerdi. Netekim,iletişim kurduğu her insan ertesi gün Musa Gökbel için alana iniyordu. Muğlada alanlardaydı.Her köyde,her kasabada,her ilçede,Musa Gökbel'le CHP her yerdeydi.

Ama,adı aday adaylığında geçen başta Sayın Osman Gürün olmak üzere diğer aday adaylarında bir sessizlik hakimdi. Osman bey'in Fetöcülerle olan ilişkisi özellikle,yurt mevzuu partide ve kamuoyunda konuşulmakta ve CHP örgütlerinde sıkıntı yaratmaktaydı. Bu ilişkiler ağı konuşuldukça başka şeylerde ortaya çıkıyordu. Ancak,Osman Gürün kendinden emin bir şekilde "Ben aday olmam.Aday gösterilirim" gibi laflarla ortalıkta dolaşıyordu.

Muğla Belediyesinden,Muğla Büyükşehir Belediyesine uzanan çizgide,Piri Reis konusu ve Muğla Öğrenci Yurdu'nun kapatılması portföyünün yarattığı sıkıntının ve ilişkiler ağının üstünün örtülmesi bir tek şekilde mümkündü.

O'da,Osman Gürün'ün atanmasının sağlanmasıydı. Ben o gün hissettim ki bu işe birileri el atmış durum da.!

Ve bu öngörümü ve kaygımı,Musa Gökbel ve bazı arkadaşlarımla da paylaşmıştım. Nitekim,önseçim olmadı. "Muğla-Ankara"güzergahındaki bir dizi görüşme ağı sonucu,bizzat Genel Başkanın ve MKYK üyelerinin önseçim sözlerine rağmen sayın Osman Gürün'ün ataması yapıldı. Yukarıda dediğim gibi Musa Gökbel,Yeni Türkiyenin,Yeni CHP'nin politik tariflerine uyan bir siyaset adamı olabilir miydi.? Musa Gökbel,Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı olabilseydi "Fetö" belediyeden içeri adımını atabilirmiydi.? Musa Gökbel,Muğla B.Ş.B.Başkanı olsaydı,partilileri utandıracak,partinin ilkelerine aykırı böylesine girift ilişkiler ağı oluşturulurmuydu.? Musa Gökbel,Fetöcülerle,Muğla Belediyesi döneminden gelen ilişkiler ağını yırtar atar,hukuksuzlukları ve sorumlularını mahkemelerde süründürür, Atatürk'ün partisini gözü gibi korurdu.

Şimdi şu soruyu sormak hak değil mi.?

*Musa Gökbel ve arkadaşlarının talep ettiği ve Bizzat genel Başkanın söz verdiği önseçim neden gerçekleşmedi.?Fetöcülerin burada da parmağı var mı.? Değerli arkadaşlarım, Sunmaya çalıştığım tezimin amacı,sizlere Fetönün Muğla Belediyesi ve Muğla Büyükşehir Belediyesi döneminde,Belediye kanalıyla Muğla CHP'ye verdiği ve vereceği zararları ortaya koymak ve ilişkiler ağı ve sonuçlarını sizlerle paylaşmaktır. Sorgulamamız gereken en önemli etkenlerden biri,belkide en başındaki konu, CHP Muğla il Başkanı ve yönetim kurulunun bu konuda hiç birşey yapmaması, CHP'nin 13 ilçe başkanının 12 sinin de (Marmaris hariç) bu konuyu görmezden gelmeleridir.

O yüzden bu 3 insanın,Musa Gökbel,Hüseyin Anıl ve Emrah Doğu'nun durduğu yer,aldıkları tavrın önemi tam da burada ortaya çıkıyor. Oportünist sapmalara savrulmadan,siyasetin nasıl yapılması gerektiğini örnek bir şekilde ortaya koyuyorlar. Sizler onları,ellerinin pantalon çizgisi hizasına geldiğini hiç gördünüz mü.? Göremezsiniz. Siz partililerden bazıları; Belki çoğu zaman kızdınız onlara. Sıkıntıyı ortaya koydukların da "şimdide sırasımı" dediniz ve sırtınızı döndünüz onlara.! Bir çoğunuzla bir araya geldiğimizde "aslında çok haklısınız " dediniz ama sessizliğe gömülmeyi tercih ettiniz.

Bazılarınız"çok haklısınız ama,şimdi de sırası mı.?" demeyi tercih ettiniz ve partinin bu hale gelmesine katkı verdiniz.

Oysa CHP,itiraz eden,sorgulayan bir parti kimliğinden,oligarkların boyunduruğuna giren bir parti olduğunu farkedemediniz.

Sorumlu muhataplara,"kamuoyunda bunca şüphe,bunca soru varken neden bunlara yanıt vermiyor,ve insanları susturmaya çalışıyorsunuz.?",demediniz.

Disiplin süreçlerinin Ateşte yürüyen insanları etkileyemeyeceğini hep birlikte gördünüz. Onların haklılığı,böylesine acı bir tabloyla ortaya çıktı. Şimdi tek dileğim; Ortaya koymaya çalışarak kamuoyuna sunduğum tezimi tek soruyla bağlamak,hipotezini de hepbirlikte oluştumaktır.

*Onların yerine sizler olsaydınız ne yapardınız.?

Bir yörük atasözü ile yazıma son verirken hepinizi sevgi ile selamlıyorum. "Yastık değil kafa rahat olacak, Döşek değil vicdan rahat olacak."

Aydın Öncel

10.04.2018


Haber Ara

© 2019 bodrumkapak.com - Her Hakkı Saklıdır.

Cevat Şakir Cad. No:106/3 2.Kat Bodrum-Muğla
0252 316 04 03 / bodrumkapak@gmail.com