CHP... SEÇİMLER...DEMOKRASİ... - BODRUM KAPAK HABER

CHP... SEÇİMLER...DEMOKRASİ...

3596 kez okundu
Veysel Yapıcı

    Siyasi iktidarın bu kadar sıkıştığı bir dönemde CHP neden gerekli çıkışı yapamıyor ? Bu mükemmel fırsat başka ne zaman gelir ?Çok kısa yazılarla böylesine önemli bir konuyu anlatmak elbette mümkün değil. Zaten benimde böyle bir niyetim yok. Ancak CHP nin en güçlü olduğu dönemde Ankara da öğrenci hareketlerinin içinde olmam, gençlik kolları merkez kurulunda ,halk evlerinde yöneticilik yapmamdan ötürü siyasetten az çok haberim var. 77/78 li yıllarda da biz , yaşanılan hayatın değişmez olmadığını , tıpkı gezi parkı  eylemcileri gibi daha iyi yaşanılası bir dünya özlemi ile canımız pahasına meydanlarda,faşizme karşı olan tüm geçlik omuz omuza mücadele verdik,dövüldük, zindanlara atıldık,.bedel ödedik, hiç kolay olmadı.     Çok gerilerden olmasa bile  70 li yılların mücadeleci ruhunu CHP de arıyoruz.  80 sonrası sosyal demokrasi , neden bir türlü ayağa kalkamıyor ? Bu konuda çok yazılıp söylendi ,elbette akademik kadrolar buna kafa yoruyor, ancak o dönemi her boyutuyla yaşamış biri olarak bende farklı bir değerlendirme yapmak istiyorum. 70 li yıllar  kapitalist üretim tarzının restorasyonu , tarımda modernleşmenin başladığı yıllardı.Bu süreç sadece ekonomiyi değil, siyaseti de doğrudan etkilemeye başlamıştı. Solun güçlenmesi ve iktidarda temsil edilmesi, ulusal ve uluslar arası sermaye tarafından istenmiyordu. Sağ siyasi iktidarları güçlü kılmak için ABD emperyalizmi,iktidarlardan beslenen yerli sermaye, siyasi ve ekonomik  desteğini esirgemiyordu.O dönemde yapılan reformlarla gayri safi milli hasıla kısmen artmış, ancak çalışanın  ücretlerine yansımamıştı. Çarpık da olsa geliştirilen sanayi, belirli bölgelerde toplanmış , bu modernleşme ve restorasyon , tarım ürünleri gelirleri azalan köylünün kentlere doğru göçünü tetiklemişti. 80 li yıllarda başlayan çok yönlü dönüşüm (ekonomik, siyasal, kültürel , hatta kentsel ) çok yönlü bir araştırmayı ve ona uygun örgütlenme modellerinin yeniden oluşturulmasını gerektiriyordu. Ancak askeri darbe bu süreci kesintiye uğrattı ve CHP nin yerine kurulan diğer partilerin darbe ürünü rejim partileri olması nedeniyle, partiyi uzlaşmacı ve teslimiyetçi bir anlayışla örgütlediler. 90 lı yıllarda yeniden açılan CHP  ye de bu hastalık bulaştı ve güven sorununu bir türlü aşamadı. Hem kendi merkez çekirdek tabanına , hemde hitap ettiği bütünlüklere siyasal söylem /stratejiyi sunamamış olması , partinin bu günlere gelmesinin asıl nedeni gibi görünüyor.. Modernleşme ve çarpık kapitalistleşme süreci , var olan eşitsizliklerin derinleşmesine , yoğunlaşmasına neden olmuştur. Üretici güçlerin gelişmesi , üretim sürecinin karmaşıklaşması iş gücünün de daha vasıflı olmasını gerektirmiş , üniversite ve meslek okulları açılması süreci başlamıştır. Bu dönemde ortaya çıkan gençliğin siyasi taleplerine de karşılık bulunamamıştır.  Yabancı sermayenin ihtiyaçlarına göre dizayn edilen ekonomi krize girdiğinde,iktidar bütün  faturayı çalışanlara ödetmiş onlara destek olmak isteyen gençliğe acımasızca saldırmıştır. Ülkenin siyasi yapısına baktığımızda da çok ilginç bir durumla karşılaşırız.  İslam ülkesi olması, İslam coğrafyasına komşu olması,devrimleri yaşamış olmasına rağmen dindar olma özelliğini fazla değiştirememiştir. Kapitalist modernleşme yaşanırken soğuk savaş uzmanları anti komünist propagandalarının merkezine CHP yi oturtmuşlardır. Bütün bu olumsuzluklara rağmen CHP % 20 lik çekirdek tabanını hiç yitirmemiştir. Bu nedenle siyasi muhalefet adına kim ne yapmak isterse toplumsal tabanı nedeniyle CHP yi dikkate almak zorundadır. Bu güçlü toplumsal taban , teokratik bir dönemden , demokrasiyi ve cumhuriyeti savunan bir önderlikle çıkmıştır. İşte bir türlü engellenemeyen siyasi mücadele geleneği buradan gelmektedir. Parti içine döndüğümüzde de demokratik yönetim talebi aynı kaynaktan beslenmektedir.     En büyük çekirdek taban,  genel merkez yöneticilerine demokratik siyasetin oluşturulması için  yeterli süreyi vermiş, şimdi gerekli uygulamayı istemektedir..       Diğer yandan kodları gereği sağa daha yakın olan , dini merkeze koyan etnik köken üzerinden siyaset yapan partilere karşı da politika üretememiştir .Sosyal  demokrasinin gereği olan , parti içi doğrudan demokrasiyi de etkili kılamamıştır..Kitle partisi özelliğini yitirmiş, kadro partisine (Merkezci ,amacına ters ,hiyerarşik ) dönüşmeye başlamıştır.  Giderek merkeze doğru yaklaşan CHP kendi kodlarından uzaklaşmasının adını da birleştirici güç koymuştur.. Yeni siyasi çözümlemeler yerine, Mustafa Kemal in  bıraktığı teorik eseri sıkıştığı her fırsatta yardıma çağırıp resmi ideolojik ikon haline getirmiştir. Ancak burada bile bazı fikirleri zaman zaman bir kenara itmiş veya çarpıtmıştır. Bu kadar olumsuzlukları yaşayan bir partinin hala var olması, onun güçlü çekirdek tabanından gelmektedir.  Burada eleştirdiğim salt bu günkü yönetim değil , partinin her hangi bir dönemine denk düşen yönetimlerdir. Cumhuriyeti kuran parti olarak , her zaman cumhuriyetin asil ve vazgeçilmez bir parçası olmayı hedeflemiş ancak bu süreci de elinden kaçırmıştır. AKP nin yolsuzluklar sonrası gerçekleştirdiği her alandaki hegemonyayı tasfiye edebilmek için , uzlaşmayı değil çatışmayı göze almaktan başka çaresi yoktur..Hiç bir mücadele bedel ödemeden başarıya ulaşmaz. 90 lı yılların siyaset biçimi Türkiyeyi sosyal demokrasiye yaklaştırmamış , toplumun bir kesiminin tercihleriyle örtüşür hale getirilmiştir. Ülkeyi dönüştürme yerine reformcu , sistemle uyumlu kalmayı benimseyen bir siyaseti tercih edip ,  ilkelerinden ödün vererek , revize ederek , yeni dönemde kapitalizmin ekonomik ve siyasal restorasyonuna hizmet edebileceğini ifade etmeye başlamıştır. Sokak eylemlerine sembolik katılımlarla, kendisini eylemlerin dışında tutarak , gerek işçiler gerekse öğrencilerle, arasına mesafe koymaya başlamıştır. Yinede dayandığı güçler ve savunduğu ilkeleri , güçlü bir geleneğe sahip olması nedeniyle , faşizme ve emperyalizme karşı Türkiye nin en büyük örgütlü gücüdür. O nedenle siyasi mücadele tabanını  genişletmeli ,işçi sınıfı ve öğrencilerinde çoğunlukla içinde olacak  şekilde yeniden örgütlenmelidir.      Hızlı kentleşme , kentsel doku ve ilişkileri kökünden değiştirmiş , hayatın her alanında (ahlaki ,insani,vicdani )  değişimlere yol açmıştır. Çok çalışanların bile gelirindeki azalma ve hak kayıpları ,  ekonominin organizasyonu, yerli ve yabancı tekellerin yönlendirme ve organizasyonuna göre , iktidarlar eliyle yapılmaktadır. Buna dur diyemez,içinde yaşanılan durumun bugün değişebileceği umudunu veremezsek .......                                                                                                                                                               İKTİDAR BAŞKA BAHARA......          NOT ;  "....BU GÜN BODRUM TARİHİNDE BİR İLK YAŞADI ...SEÇİM OFİSİ AÇILIŞI
SEÇİMİN SONUCUNUNERKEN AÇIKLANMASI GİBİ OLDU....
DOĞRU ADAY,DOĞRU EKİP......
EN YÜKSEK KATILIM.. TÜM PARTİ YÖNETİCİLERİ VE SEÇİM OFİSİ KOORDİNATÖRLERİNE VE BAŞKANIN PERFORMANSINA SÖYLEYECEK SÖZ BULAMIYORUM. TEBRİKLER..."

Veysel  YAPICI


Haber Ara

© 2019 bodrumkapak.com - Her Hakkı Saklıdır.

Cevat Şakir Cad. No:106/3 2.Kat Bodrum-Muğla
0252 316 04 03 / bodrumkapak@gmail.com